Navbarı Gizle / Navbarı Göster

Ana Menü

28 Nisan 2012 Cumartesi

Bulls & 76'ers Serisine Bakış



Bundan yaklaşık bir hafta önce Heat yenilgisi sonrası Bulls’un durumu çok da iyi gözükmüyordu. Doğu birinciliğini ve dolayısıyla olası bir konferans finali eşleşmesinde ev sahibi avantajını Heat’e kaptırma, ilk turda Woodson sonrası bambaşka bir takım haline gelen Knicks ile eşleşme ve tüm sezon büyük problem haline gelen sakatlıkların kalan maçlarda takımı tekrar vurma  ihtimali vardı. Bunların hiç birisi gerçekleşmedi ve Bulls hem doğuyu, hem de tüm ligi lider bitirirerek tüm olası eşleşmelerde ev sahibi avantajına sahip oldu. İlk turda Knicks’e oranla çok daha iyi bir tercih olan 76’ers ile eşleşti ve play-off’lara girerken şu saat itibariyle takımda sakat oyuncu bulunmuyor. En azından oynamasına mani olacak kadar sakat demek daha doğru olur.

Takımda play-off’lar öncesi en büyük soru işareti şüphesiz geçen sezonun MVP’si Derrick Rose’un durumu. Rose son sakatlığından döndükten sonra daha önce yaptığının aksine bu kez çok daha dikkatli davrandı. Kendisini çok fazla zorlamadan, çok daha fazla top dağıtarak, yeniden sakatlanma riskini azaltmaya çalıştı. Zaman zaman kendisini denediğinde sıkıntı yaşamadığını gördük ve antrenmanlardan gelen bilgiler de gayet iyi hissettiği yönünde. 76’ers onun için bir geçiş serisi olacak. Ne son 3 maçtaki kadar pasif ve sakin olmasını bekleyin, ne de geçen seneki play-off’lardaki kadar agresif ve saldırgan. Bu seriyi ritmini tekrar bulmak için iyi değerlendirmeli Rose.  Sakatlıktan döndükten sonra iyi bir ritm yakalayan Hamilton’ın da süreleri en azından ilk turda Bulls çok zorda kalmadıkça sezonun son bölümünde olduğundan fazla farklı olmayacaktır. Bulls her iki oyuncusunu tekrar sakatlanmadan, fazla zorlamadan ancak ritm bulacak şekilde gittikçe yükselen bir grafikte oynatmalı. Tabii bu ayarlama için, 76’ers’ın Bulls’u ne kadar zorladığı belirleyici olacaktır.

Sezon içerisinde oynanan 3 maçın ilkini 76’ers diğer ikisini ise Bulls kazandı. Philadelphia’da oynanan ilk maçta Luol Deng ve Rip Hamilton’ın oynamadığını da belirtmek lazım. Bulls bu maçta top kayıplarını bir türlü kısıtlayamamış (toplam 17 top kaybı) ve 76’ers’a açık alanda kolay sayılar bulma imkanı vermişti (hızlı hücum sayıları 21-4 76’ers lehine). Phily sürekli potaya giderek boyalı alan sayılarda 46-28’lik üstünlük kurarak maçı 16 sayılık farkla 98-82 kazanmıştı. Yine Phily’de oynanan ikinci maçta ise Rose sahneye çıktı ve 35 sayı 8 asistlik performansı ile Bulls’un maçı 96-91 kazanmasını sağladı. Bu maçta 76’ers sadece 5 top kaybı yapmasına rağmen Bulls hızlı hücum sayılarında sadece 6 sayı geride kaldı ve boyalı alan sayılarında ise 44-36’lık üstünlük kurmayı başardı. United Center’da oynanan son maça Rose’dan mahrum çıkan Bulls bu maçta rakibine ribaundlarda büyük üstünlük kurarak (53-39) boyalı alandan sadece 22 sayı ve hızlı hücumlardan 5 sayı bulmasına rağmen maçı 89-80 kazanmayı başardı. Yarı sahada hücum etmekte çok zorlanan 76’ers Holiday’in 30 sayısına rağmen hücumda ikinci bir skorer çıkarmayı başaramamıştı. Bulls’da ise Rose yerine ilk 5 başlayan Watson 20 sayı bulurken, toplamda 5 oyuncusu çift haneli skor bulmayı başarmıştı. Hücum ribaundlarındaki 17-9’luk Bulls lehine gerçekleşen fark, maçın kazanılmasındaki önemli etkenlerden biri oldu.

Her iki takıma baktığımız zaman ortak yönleri çok olan takımlar. İki takımda iyi savunma takımı ve hücumda ise sıkıntılar yaşayabilen yapıdalar. Her iki takımın da çok iyi koçları var ve kenar oyuncularından önemli katkılar alabiliyorlar. Fakat iki takımı karşılaştırdığımda Bulls, 76’ers’a oranla daha iyi savunma yapan ve Rose sağlıklı olduğunda daha iyi hücum eden bir takım. Bulls’un 76’ers’a oranla en büyük farkı ise uzun rotasyonundaki zenginliği. Bulls bu zenginliği ribaund farkı olarak sahaya yansıttığı sürece nispeten sıkıntılı hücumunu ikinci şans sayıları ile daha da rahatlatacaktır. Bu durumun gerçekleştiği maçları Phily’nin kazanması çok zor. Phily’nin en büyük avantajı az top kaybı yapan bir takım olmaları. Bu sayede Bulls’un hızlı hücumlardan kolay sayılar bulmasını engelleyebiliyorlar ve maçları savunma ağırlıklı maçlara dönüştürebiliyorlar. Bulls’un top kaybını sınırlayamadığı maçlarda ise atletik kanat oyuncuları sayesinde bulacakları hızlı hücumlarla sezonun ilk maçında olduğu gibi Bulls’u sıkıntıya sokabilirler. Bu nedenle Bulls’un top kayıplarını kısıtlaması şart. Play-off’larda daha çok yarı saha basketbolu oynandığı ve 76’ers’ın yarı saha hücumunda ciddi sıkıntıları olduğunu göz önüne aldığımızda top kayıplarını kısıtlamanın ve ribaundlarda üstülük kurmanın Bulls açısından serinin anahtarları olduğunu söyleyebiliriz.

Her ne kadar play-off’larda daralan rotasyonlarla kenar katkıları sınırlansa da tüm play-off serüveni boyunca Bulls’un en fazla kenar katkısı alacağı seri, bu seri olacaktır. Bulls’da Rose’un ve diğer oyuncularının sakatlığında gelişen tek olumlu özellik kenar oyuncularının özgüvenlerinin daha da yükselmesi oldu. Önemli maçlarda önemli görevler üstlenmek zorunda kalan kenar oyuncuları çok değerli bir özgüven kazandılar . Özellikle C.J. Watson geçtiğimiz sezon çok iyi bir normal sezon geçirmesine rağmen play-off’larda ciddi bir düşüş yaşamıştı. Bu sezon böyle bir düşüş yaşamayacağını umuyorum. 76’ers da kenardan önemli katkılar alan bir takım. Lou Williams kenardan gelmesine rağmen takımın en önemli skoreri. T-Young ise 4 numara pozisyonunda eşleşme sıkıntıları yaratan bir oyuncu. Doug Collins onu kenardan getirip takımları savunmada eşleşme sıkıntısına sokmayı ve ondan büyük bir enerji almayı başarıyor. Evan Turner’ın ilk 5’e yerleşmesi sonrası kenardan gelmeye başlayan Jodie Meeks de önemli bir şutör. Ancak tüm bu yapının genel resimde bakıldığında Phily’e yaşattığı en büyük sorun düzenli bir skorerlerinin bulunmaması. Normal sezon söz konusu olduğunda bu durum bir avantaj dahi haline gelebiliyor ancak play-off’larda oyunun sıkıştığı anlarda bir şeyler üretmesini isteyeceğiniz düzenli bir skoreririnizin olması şart. Phily’nin geçtiğimiz sezon da bu sezon da en büyük sorunu bu ve bu play-off’lar içerisinde çözüm bulunacak bir sorun değil. Rose’un yokluğunda aynı durum Bulls için de geçerli olabilirdi anca Rose’un sağlıklı olduğunu göz önüne alırsak Bulls’un özellikle maç sonlarında büyük bir avantaja sahip olduğunu söyleyebiliriz. Maç sonlarında her iki takım da savunmada vidaları sonuna kadar sıktığında Phily’nin hücumları ciddi bir sıkıntıya girecektir ve bu dönemde Bulls’un Rose’un yaratıcılığına çok ihtiyacı var. Bu bölüm onun gerçekte ne kadar sağlıklığı olduğunu göreceğimiz bölüm olacaktır.

Ligin en iyi iki dış savunmacısı Deng ve Iguodala’yı karşı karşıya getirecek bu maçlarda bu iki gücün birbirlerini nötrlemesi muhtemel. Her iki oyuncunun da büyük maç oynaması zor gözüküyor. Bulls’un bu seri boyunca  Boozer’dan  ve Hamilton-Korver ikilisinden düzenli skor katkısı alması şart. Hamilton da Korver da iyi formdalar ve Rose’a skor katkısı yaptıkları sürece Bulls’un işi kolaylaşacaktır. Boozer ise bu sezon oynanan Phily maçlarında çok büyük bir faktör olmayı başaramadı ancak stabil oyununu tüm sezon sürdürdü. Onu hücumda çok rahatsız edecek uzunları yok Phily’nin ve 10-15 bandında sayı üretimine devam etmesi gerekiyor. Savunmada Phily’nin uzun sorununu göz önüne aldığımızda Noah’ın Elton Brand’in üzerinde kalması daha muhtemel. Young sahada olmadığı müddetçe Boozer’ın savunma kısmındaki dezavantajı da çok büyük sorun olmayacaktır. Young’ın sahada olduğu sürelerde ise Gibson’ın sahada olmasını bekleyebiliriz. Ömer’le birlikte geçen sezon Heat serisinde kenardan tek ayakta kalan oyunculardan olan Gibson hem savunmada hem de ribaundlarda vereceği katkıyla fark yaratan bir faktör olmayı başarabilir. Ömer açısından baktığımızda ise Phily’nin uzun rotasyonunda sıkıntı yaşaması nedeniyle çok uzun süreler alacağını sanmıyorum. Ancak oyunda kaldığı sürece özellikle Phily forvetlerinin boyalı alandan Bulls potasına saldırmalarını engelleyecektir. Bulls, 76’ers’ı jump shot takımına dönüştürdüğü her maçı fazla zorlanmadan kazanabilir ve bu görevi en iyi yerine getirebilecek oyuncuların başında geliyor Ömer.

Son zamanlarda 76’ers oyuncularının ilk turda Heat yerine Bulls’u tercih ettiklerine dair açıklamaları oldu. Geçtiğimiz sezon ilk turda Heat’e 4-1 elendikten sonra bu sezon da oynadıkları 3 maçı da kaybettiler. Rose’un durumunu da göz önüne aldığımızda hiç kimse onları bu isteklerinden dolayı suçlayamaz. Bulls’un da benzer şekilde her ne kadar bu yönde bir açıklaması olmasa da ilk turda Knicks yerine Phily’i tercih ettiğini tahmin edebiliyoruz. Sezonun son bölümünde yaşadıkları düşüşü ve genel takım yapısını göz önüne aldığımızda 76’ers’ın bu seride Bulls’dan bir maçtan fazlasını almasının zor olduğunu düşünüyorum. Genel itibariyle savunmanın ağırlıkta olduğu, düşük skorlu maçlar olmasını bekliyorum ve tahminim Bulls 5 maçta bu seriyi geçer.

14 Ocak 2012 Cumartesi

Bulls'un Başarısı Rose'dan Geçiyor



Geçtiğimiz sezon konuşulmaya başlanan ve özellikle Heat serisi ile tavan yapan bir söylem mevcut: “Derrick Rose Bulls’un başarılı olması için daha az şut kullanmalı ve arkadaşlarını daha fazla oyuna sokmalı.” Klasik oyun kurucu kalıbı ile baktığımızda yıllarca takımındaki diğer skorerlere pas yapmak yerine fazla şut kullanan oyun kurucuların takımlarına nasıl zarar verdiklerini gördük. Ancak ben benzer bir durumun Bulls için geçerli olmadığını, bunun da çeşitli sebeplerini olduğunu düşünüyordum. Bulls’un istisnasız her maçını izleyen biri olarak Rose’un yavaş başladığı, nispeten daha çok pası düşündüğü maçlarda takımın çok zorlandığını, aksine agresif başladığı ve daha çok top kullandığı maçları ise takımın genellikle kazandığını rahatlıkla görebiliyordum. Konuya bir de rakamların dilinden bakmaya ve istatistiklerin bu konuda neler söylediğine karar verdim.

İstatistiklere bakmadan önce tüm sezona bakmak yerine, kendimce elit olarak nitelendirebileceğim 8 takımla yapılan 22 normal sezon maçını ve play-off maçlarının tamamını incelemeye aldım. Böylelikle play-off atmosferinde geçen normal sezon maçları dışında kalan, farklı sebeplerle rotasyonun, şut dağılımının değiştiği maçların da yanıltıcı etkisi ortadan kalkmış oldu. Elit takım olarak Doğu’da Bulls’la konferans yarı finalini oluşturan Miami, Boston, Atlanta’yı ve ilk turda elenmesine rağmen normal sezonu 4. Bitiren Orlando’yu, Batı’da ise yine konferans yarı finali oynayan takımlardan Dallas, Los Angeles, Oklahoma City’i ve normal sezonun en iyi derecesini yapan San Antonio’yu seçtim. Batı’da konferans yarı finali oynayan Memphis’i ise gerçek başarıyı play-off’larda yakalamaları ve Bulls’un Memphis ile sadece normal sezon da karşılaşmış olması nedeniyle dışarıda bıraktım. Normal sezonda alınan galibiyetler için NSG, yenilgiler için NSY, play-off’larda alınan galibiyetler için POG ve yenilgiler için de POY kısaltmasını kullandım.

Bulls elit takımlara karşı oynadığı 22 maçın 15’ini kazanırken 7’sini kaybetti. Play-off’larda ise oynadığı 16 maçın 9’unu kazanırken 7’sini kaybetti. Derrick Rose normal sezonda 15 galibiyette 28,8 sayı ortalaması yakaladı. 7 yenilgideki sayı ortalaması ise 22,29. Play-off’larda ise 9 galibiyette 30,22 sayı, 7 yenilgide ise 23,14 sayı ortalaması tutturdu. Sayı ortalamasında kazanılan maçlardaki ciddi fark oldukça dikkat çekici. Asist ortalamaları ise NSG: 7,07, NSY: 7,29, POG: 7,33, POY: 8,14. Yine söylemin aksine Rose Bulls’un kazandığı maçlarda daha fazla asist yapmıyor. Aksine normal sezon’da 0,22, post season’da ise 0,85 asist daha az yapmış. Sayı ortalaması artıp asist ortalaması da az da olsa azalırken Bulls’un kazanıyor olması, söylemin tam da aksini gösteriyor.

Ancak Rose’un Bulls’un kazandığı maçlarda sayı ortalamasının artıyor olmasının takım için ne ifade ettiğini daha iyi anlayabilmek için bir başka veriye daha bakmaya karar verdim. Bulls’un attığı toplam sayı’da Rose’un sayılarının oranı. Bulls’un sayı ortlamaları NSG: 95,33 NSY: 90,71, POG: 97,77, POY: 85,71 olarak gerçekleşmiş.  Rose’un daha önce verdiğim sayı ortalamalarını toplam sayıya oranladığımızda ise ortaya çıkan rakamlar şöyle: NSG: %30,20, NSY: %24,57, POG: %30,90, POY: %26,99. Bu verilerin ortaya koyduğu şey şu: Bulls kazanırken Rose takımın toplam sayısının yaklaşık %30’unu atarken, bu oran %25’lerde kaldığında ise Bulls kaybediyor.

Derrick Rose’un bu sayı ortalamarını tuttururken kullandığı ve isabet bulduğu şut sayılarına baktığımız zaman ise enteresan bir tablo görüyoruz. Rose NSG’de ortalama  21,47 şut denemesinde 10,00 isabet bulurken, NSY’de ortalama 21,86 denemede 9,00 isabet bulabilmiş. Play off rakamları ise POG: 21,89 denemede 9,78 isabet, POY: 25,57 denemede 8, 71 isabet. Normal sezonda takım kazanırken de kaybederken de yaklaşık 21,5 şut kullanan Rose kazanılan maçlarda 1 fazla isabet bulabilmiş. Play-off’larda ise yenilgilerde şut denemesindeki 3,68’lik artış söylemi destekler gibi görünse de isabet ortalamalarındaki yaklaşık 1 isabetlik fark sorunun şut denemesinin artışından ziyade şut seçiminden ve Rose’un özellikle Heat serisinde maruz kaldığı iyi savunma neticesinde kullandığı aşırı zor şutlardan kaynaklanmakta. Zira Bulls’un kazandığı maçlarda Rose’un yaklaşık 10 isabet bulmuş olduğu görülüyor.

Bulls’un Rose’un iyi hücumuna ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterir bir başka veri ise Rose’un şut yüzdeleri: NSG: %46,68 NSY: %40,55, POG: %44,61, POY: %34,08. Rose’un isabet oranı özellikle play-off’larda kaybedilen maçlarda ciddi oranda düşmekte. Yüzdelere 3 sayılık atışları dışarıda bırakarak baktığımızda ise şut yüzdesi NSG: %49,7, NSY: %44,24, POG: %51,70, POY: %38,90 olarak gerçekleşmiş. Uzun mesafe atışlarını çıkardığımızda dahi Rose’un gerçek gücü olan iç saha isabetlerinde yüzde olarak da kazanılan maçlarla kaybedilen maçlar arasında ciddi fark olduğu ortada.

Rose’un agresif oyununun bir göstergesi olabilecek bir başka veri de serbest atış çizgisine gelme sayısı. Agresifçe potaya saldırdıkça, faul alarak çizgiye gelen Rose’un serbest atış deneme ortalamaları: NSG: 8,07, NSY: 4,29, POG: 10,33, POY: 5,86 olarak gerçekleşmiş. Bulls kazanırken Rose 8-10 FTA bandında gezerken, kaybettiği maçlarda bu sayı 4-6 denemede kalmış.  Bulls’un başarısı için Rose’un kendisinin de sıklıkla dile getirdiği gibi bolca çizgiye gelmesi, bunun için de potaya gitmesi gerekiyor.

Genel tabloya baktığımızda Rose’un kazanılan maçlarda söylendiği gibi daha az şut kullanarak takım arkadaşlarını oyuna sokmaya çalışmadığını, daha yüzdeli şut attığını ve daha çok çizgiye geldiğini ve takımına daha çok sayı kazandırdığını görüyoruz. Gerçekten de Rose ne kadar aktif olursa savunmanın üzerinde o kadar baskı kuruyor. Pota altına penetreleriyle hem çizgiye gelerek kolay sayılar kazandırıyor, hem de rakip uzunları faul problemine sokuyor. Aynı zamanda o penetreler git gide rakip savunmaların daha fazla kapanmalarına neden oluyor ve bu da Rose’un takım arkadaşlarına daha rahat şut imkanı sağlıyor. Deng, Brewer, Korver hepsi topu yere vurmadan, catch and shoot tipi oyuncular olduğu için Rose’un penetreleri sonrası çıkardığı paslar yüzdeli şutlar haline gelirken, aksine Rose’un dışarıdan attığı paslar top iyi dolaşmadığı müddetçe düşük yüzdeli şutlar olarak gidiyor potaya. Derrick potaya gittiğinde arkasına taktığı uzunların bıraktığı boş alanları dolduran Bulls uzunları top girmese bile hücum ribaundlarını topluyor ve bitiriyor. Bu belki asist olarak yazılmıyor ama asist kadar değerli olduğunu söylemek mümkün. İkinci şans sayıları Bulls’un başarısının önemli bir parçası ve bu konuda Rose’un penetrelerinin payı da büyük.

Rose ile maça henüz başında iyi başlayan takım psikolojik üstünlüğü ele geçirdiğinde daha iyi savunma yaparken hücumlar da daha verimli hale geliyor. Özellikle yan parçaların güven konusunda inişli çıkışlı halleri göz önüne alındığında Rose’un ipleri elinde tutmasının sayılarla ölçülemeyen faydaları da daha rahat anlaşılabilir. Ayrıca takımda Brewer ve Deng gibi iki önemli off the ball oyuncusu varken Rose’un agresif oyunu onların özellikle dip çizgiden yaptığı cut’ları daha etkili hale getiriyor. Uzunları da iyi pasör olan takımın bu avantajı sahaya yansıtabilmek için savunmada rotasyonun bozulmasına ihtiyacı var ve bu işi yapabilmek için Rose'un penetrelerinden daha iyi bir silahı yok takımın.

Söylemin aksine Bulls’un başarısı için Rose’un daha az şut kullanarak değil, agresif bir şekilde potaya saldırarak ve daha kaliteli şutlar kullanarak takımını başarıya ulaştıracağı ortada. Bu sezonun ilk iki maçında daha çok geri planda durarak arkadaşlarını oynatmak istedi Rose ancak Bulls Lakers’ı zorla yenerken Golden State’e ise yenilince, Kings maçı öncesi bunun işe yaramadığını anladığını ve bundan vazgeçeceğini söyledi. Zira doğru kararı verdiği ortada. Rose yapısı itibari ile ve aynı zamanda yanındaki diğer oyuncuların da yapısı itibari ile geri planda kalarak değil, aksine aktif olarak, savunmanın dengesini bozarak, savunmayı meşgul ederek arkadaşlarını daha fazla oyuna sokan bir oyuncu. Heat serisinde toptan çok çabuk vazgeçtiği için onu eleştirmemin temel sebebi de buydu. Rose ne kadar baskılı savunma görse de, ne kadar ikili sıkıştırmaya maruz kalsa da rakip savunmaları toptan kolaylıkla vazgeçerek ödüllendirecektir. Bu sezon bunun daha çok farkında olduğu bir gerçek ancak ne kadar uygulayabileceği ancak o günler geldiği zaman görebileceğiz.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Buzzer Beater Block


22-34-12-20. Bulls'un noel gecesi Lakers karşısında oynadığı açılış maçında çeyrek başına bulduğu skorlar. İlk devrede bulduğu 56 sayı ne kadar umut verici idiyse, ikinci yarı boyunca bulunan 32 sayı da o kadar endişe vericiydi. Bulls eksik ve yenilenen Lakers karşısında bölüm bölüm farklı performans sergilediği maçı, bir kez daha savunması sayesinde kazandı. Bir çok takım için buzzer beater ile maç kazanmak normal sayılabilecekken, Bulls için buzzer beater bir blok ve yukarıda gördüğümüz resim normal sayılmalı.

Doğrusunu söylemek gerekise Bulls'un bu maçı rahat kazanmasını bekliyordum. Lakers çalkantılı yaz döneminden güç kaybederek çıktı ve Bynum'un cezası nedeniyle sahada olmayacağı bir maçta Bulls pota altının çok üstün geleceğini öngörüyordum. Kötü hücum etse bile Bulls, alacağı hücum ribaundları sonrası bulacağı ikinci şans sayılarıyla skor yapmakta çok sıkıntı çekmez gibiydi görüntü. Üstelik iki takım arasında bench farkı da vardı ve Kobe ne kadar sakattı bilinmez ama %100'ünde olmayacağı aşikardı. Ancak maç genelinde tablo farklı oldu. Lakers pota altı ligin belki de en iyi uzun rotasyonuna sahip Bulls uzunlarıyla beklediğimden iyi başa çıktı. Ribaundlarda 42-41 Lakers üstünlüğünün yanı sıra, kenar sayılarında da 29-13 Lakers önde tamamladı maçı. Kobe sakatlığı nedeniyle zaman zaman topa hakim olmakta güçlük çekse de (8 top kaybı) şut atarken pek rahatsız görünmüyordu ve maçı da 28 sayıyla noktaladı.

Maç boyunca pota altında Gasol ve McRoberts beklentilerimin üzerinde bir sertlik gösterdiler. Koç Brown Boozer'ın üzerine Gasol'u vererek, Gasol'un uzun kollarının avantajını kullanmak istedi. Boozer nispeten iyi bir maç çıkarsa da Noah hücumda oldukça kötüydü ve 12 şutunda sadece 3 isabet bularak 6 sayıda kaldı. Geçtiğimiz sezon Bulls özellikle üçüncü çeyreklerde savunma dozajını artırıyor ve başabaş giden maçları bu çeyrekte kopartıyordu. Geriden geldiği maçlarda ise bir çok geri dönüşü üçüncü çeyrekte gerçekleştirmişti. Ancak dün gece çok farklı bir tablo vardı. Bulls üst üste şutlarında isabet bulamazken potaya gitme konusunda da bir hayli cimri davrandılar Orta mesafe şutlarla zaten kötü şutör olan takım isabet bulamayınca hücumlar ciddi krize girdi. Bulls'un ayrıca maç boyunca yaptığı çok basit top kayıpları bu çeyrekte hızlı hücum olarak potasına dönmeye başlayınca ilk yarıda elde edilen avantaj kaybedildi. 

Lakers bir ara farkı 11 sayıya kadar çıkardı ancak Bulls'un geri gelmek için istediği şansı Gasol'un ve McRoberts'ın üst üste kaçırdığı serbest atışlar verdi. Maç sonunda Thibs'in Kobe'ye faul yapmadan önce ikili sıkıştırma getirme fikri 1 sayı gerideyken Bulls'a bir hücum şansı kazandırdı. Rose, Deng'in stepsin kıyısından döndüğü (belki de dönemediği) pozisyonda aldığı pasla top soluna sürdü. Karşısındaki Fisher'ı crossover ile geçti ve sağından ortaya sürdüğü topu imza şutlarından bir floater ile Gasol'ün üzerinden çembere gönderdi. Lakers'ın Kobe ile son bir şansı daha vardı ancak Kobe topu pota altında sürmeyi tercih edince üç Bulls'lu arasında kaldı ve o kalabalıktan Deng'in topu bloklamasıyla maçı Chicago kazanmış oldu.

Ne kadar eksik de olsa, değişmiş de olsa Lakers'ı kendi sahasında, dünyanın gözlerinin üzerinizde olduğu bir maçta yenmek güzel ve önemli. Ancak Bulls'un bu maçta bazı konularda kafalarda ciddi soru işaretleri bıraktığına göz ardı etmemek lazım. Top kayıpları geçen sene olduğu gibi bu sene de bir sorun olarak ortada duruyor. Hücumda zaten sıkıntı yaşayan takım bir de basit top kayıpları yapınca hem yaptığı hücum sayısı azalıyor, hem de o top kayıpları kolay basketler olarak potaya dönüyor. Her ne kadar sayı olarak 14 kabul edilebilir gibi görünse de dün gece maçı izleyenler en az 5-6 top kaybının hiç bir savunma baskısı olmadığı pozisyonlarda, kötü paslar nedeniyle ve hatta Bulls hızlı hücuma çıkarken geldiğini görmüşlerdi. Yeni transfer Rip Hamilton faul problemi nedeniyle çok fazla süre alamadığı maçı sadece 6 sayıyla tamamladı ancak gelişinin yarattığı asıl sıkıntı rotasyonun kayması oldu. Kobe'nin sahada olması Brewer'ın dakikalarını mutlaka artırmıştır ancak Korver'ın sadece 10 dakika sahada kalması ve hücumda en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda sahada Brewer'ın olması Bulls'un sezon içerisinde çözmesi gereken önemli bir problem. Hamilton'ın faul problemi ve Kobe'yi savunma önceliği bunda etkili olmuş olabilir ancak özellikle sahadaki 5'li kombinasyonları ufak dengelerle büyük sonuçlara neden olma özelliğine sahip olabiliyor. Bulls'un ayrıca kötü şut attığı anlarda mutlaka potaya gitmesi şart. Rose dün üç sayı çizgisinin gerisinden 4 isabet bulsa da potaya gitme konusunda geçen sezona göre biraz daha çekimser olduğunu, topu dağıtma konusunda daha istekli olduğunu görmek mümkün.

Lakers'lıların dün kaybedilen maça üzülmemeleri mümkün değil ancak özellikle genç oyuncuların performansından bir hayli memnun kaldıklarını tahmin ediyorum. McRoberts Odom'un sunduklarını sunabilecek bir oyuncu değil ancak atletizmi ve enerjisi ile daha farklı şeyler sunabiliyor. Bynum'un iyileşmesi sonrası kenardan gelecektir ve 4 numarada Lakers'a önemli bir enerji katacaktır. Steve Blake dün kenardan gelip 12 sayı buldu ve Fisher'ın bir hayli formsuz olacağı başlangıç bölümünde onun katkısı Lakers için çok önemli. Özellikle 3 sayının gerisinden istikrarlı bir şekilde isabet bulabilirse Kobe'ye de alan açma konusunda yardımcı olabilir. Meta World Peace'in en az 10 kilo fazlasıyla hareket dahi ederken zorlandığı Lakers kadrosunda çaylak yılından yeni çıkan Ebanks üç numarada ilk 5'teydi ve L.A. dün sadece 9 kişiyle sahadaydı. Üstelik çaylak Goudelock sadece 12:36 dakika süre aldı. Kadrosu artık yaşlanan Lakers için yoğun maç takvimi büyük sıkıntı yaratabilecek bir tehlike olarak duruyor. Her ne kadar rotasyon genişleyecek olsa da Lakers'ın yedeklerini çok uzun sürelerle sahada tutma lüksü yok. Ayrıca Brown'ın yedeklerle ilk 5'i harmanlayarak sahaya yayması şart. Lakers kenarı tümüyle sahada kaldığında birbirini tanımayan ve aslında çok da iyi tamamlamayan bir 5 oluşturuyorlar.

Aylar süren lokavt sonrası basketbola kavuşmak eşsiz bir keyif. Ve artık bu keyif katlanarak devam edecek. Bulls sezona iyi bir başlangıç yaptı ve keyfimiz gibi performansının da katlanarak devam etmesini umuyorum.


25 Aralık 2011 Pazar

Sourhoops Yayında!


Sözlükten aldığım bir mesajla başlayan serüven dün gece geç saatlerde meyvesini verdi ve NBA portalı Sourhoops.com açıldı. Türkiye'de NBA seven ve izleyen oldukça geniş bir kitle olmasına rağmen Türkçe içerikli portal sayısı bir hayli az. Üstelik var olanların çoğunda yorumdan çok haber yazıları mevcut. Sourhoops bu ihtiyaçtan doğmuş bir site. Fikir babası Can Yılmaz'ın sözlükte NBA yorumlarını okuduğunu yazarları bir araya getirme fikri ile ortaya çıktı. Sitenin henüz eksiği çok. Zamanla eksikleri giderilecek, daha da geliştirilecektir. Ben de sitede Takım Raporları bölümünde Chicago Bulls'un yazılarını yazıyor olacağım. Sitede Ekşi Sözlük'ten tanıdığınız bir çok yazarın yanısıra NBA TV spikeri ve yorumcusu Orkun Çolakoğlu da Lakers yazıları ile yer almakta. İlerleyen günlerde Kaan Kural da siteye katkıda bulunuyor olacak.

Başlangıçta siteyle blogun bir arada yürümesinin zor olacağını düşünüyordum. Bazı şeyleri tekrar etme zorunluluğu olacaktır ve konu Bulls iken tek bir yere konsantre olmanın daha iyi bir fikir olacağı kanısındaydım. Ancak blogdaki özgürlüğüm ve sınırsızlığımın verdiği imkanı başka bir yerde bulmam mümkün değil. Sourhoops yazılarını güncel tutacağım gibi bloga da yazmaya devam edeceğim. Belki biraz Bulls dışına çıkıp diğer takımlarla ilgili değerlendirmelerime Bogasketbol.com'da yer verebilirim. 

Umarım uzun soluklu bir site olur. Herkese hayırlı olmasını dilerim. Keyifli okumalar...