11 Mart 2012 Pazar
14 Ocak 2012 Cumartesi
Bulls'un Başarısı Rose'dan Geçiyor
Geçtiğimiz sezon konuşulmaya başlanan ve özellikle Heat serisi ile tavan yapan bir
söylem mevcut: “Derrick Rose Bulls’un başarılı olması için daha az şut
kullanmalı ve arkadaşlarını daha fazla oyuna sokmalı.” Klasik oyun kurucu
kalıbı ile baktığımızda yıllarca takımındaki diğer skorerlere pas yapmak yerine
fazla şut kullanan oyun kurucuların takımlarına nasıl zarar verdiklerini
gördük. Ancak ben benzer bir durumun Bulls için geçerli olmadığını, bunun
da çeşitli sebeplerini olduğunu düşünüyordum. Bulls’un istisnasız her maçını
izleyen biri olarak Rose’un yavaş başladığı, nispeten daha çok pası düşündüğü
maçlarda takımın çok zorlandığını, aksine agresif başladığı ve daha çok top
kullandığı maçları ise takımın genellikle kazandığını rahatlıkla
görebiliyordum. Konuya bir de rakamların dilinden bakmaya ve istatistiklerin bu
konuda neler söylediğine karar verdim.
İstatistiklere bakmadan önce tüm sezona bakmak yerine, kendimce
elit olarak nitelendirebileceğim 8 takımla yapılan 22 normal sezon maçını ve
play-off maçlarının tamamını incelemeye aldım. Böylelikle play-off atmosferinde geçen normal sezon maçları dışında kalan, farklı sebeplerle
rotasyonun, şut dağılımının değiştiği maçların da yanıltıcı etkisi ortadan
kalkmış oldu. Elit takım olarak Doğu’da Bulls’la konferans yarı finalini
oluşturan Miami, Boston, Atlanta’yı ve ilk turda elenmesine rağmen normal sezonu
4. Bitiren Orlando’yu, Batı’da ise yine konferans yarı finali oynayan
takımlardan Dallas, Los Angeles, Oklahoma City’i ve normal sezonun en iyi
derecesini yapan San Antonio’yu seçtim. Batı’da konferans yarı finali oynayan Memphis’i
ise gerçek başarıyı play-off’larda yakalamaları ve Bulls’un Memphis ile sadece normal
sezon da karşılaşmış olması nedeniyle dışarıda bıraktım. Normal sezonda alınan
galibiyetler için NSG, yenilgiler için NSY, play-off’larda alınan galibiyetler
için POG ve yenilgiler için de POY kısaltmasını kullandım.
Bulls elit takımlara karşı oynadığı 22 maçın 15’ini
kazanırken 7’sini kaybetti. Play-off’larda ise oynadığı 16 maçın 9’unu
kazanırken 7’sini kaybetti. Derrick Rose normal sezonda 15 galibiyette 28,8
sayı ortalaması yakaladı. 7 yenilgideki sayı ortalaması ise 22,29. Play-off’larda
ise 9 galibiyette 30,22 sayı, 7 yenilgide ise 23,14 sayı ortalaması tutturdu.
Sayı ortalamasında kazanılan maçlardaki ciddi fark oldukça dikkat çekici. Asist
ortalamaları ise NSG: 7,07, NSY: 7,29, POG: 7,33, POY: 8,14. Yine söylemin
aksine Rose Bulls’un kazandığı maçlarda daha fazla asist yapmıyor. Aksine normal sezon’da
0,22, post season’da ise 0,85 asist daha az yapmış. Sayı ortalaması artıp asist
ortalaması da az da olsa azalırken Bulls’un kazanıyor olması, söylemin tam da
aksini gösteriyor.
Ancak Rose’un Bulls’un kazandığı maçlarda sayı ortalamasının
artıyor olmasının takım için ne ifade ettiğini daha iyi anlayabilmek için bir
başka veriye daha bakmaya karar verdim. Bulls’un attığı toplam sayı’da Rose’un
sayılarının oranı. Bulls’un sayı ortlamaları NSG: 95,33 NSY: 90,71, POG: 97,77,
POY: 85,71 olarak gerçekleşmiş. Rose’un
daha önce verdiğim sayı ortalamalarını toplam sayıya oranladığımızda ise ortaya
çıkan rakamlar şöyle: NSG: %30,20, NSY: %24,57, POG: %30,90, POY: %26,99. Bu
verilerin ortaya koyduğu şey şu: Bulls kazanırken Rose takımın toplam sayısının
yaklaşık %30’unu atarken, bu oran %25’lerde kaldığında ise Bulls kaybediyor.
Derrick Rose’un bu sayı ortalamarını tuttururken kullandığı
ve isabet bulduğu şut sayılarına baktığımız zaman ise enteresan bir tablo
görüyoruz. Rose NSG’de ortalama 21,47
şut denemesinde 10,00 isabet bulurken, NSY’de ortalama 21,86 denemede 9,00
isabet bulabilmiş. Play off rakamları ise POG: 21,89 denemede 9,78 isabet, POY:
25,57 denemede 8, 71 isabet. Normal sezonda takım kazanırken de kaybederken de
yaklaşık 21,5 şut kullanan Rose kazanılan maçlarda 1 fazla isabet bulabilmiş.
Play-off’larda ise yenilgilerde şut denemesindeki 3,68’lik artış söylemi
destekler gibi görünse de isabet ortalamalarındaki yaklaşık 1 isabetlik fark sorunun
şut denemesinin artışından ziyade şut seçiminden ve Rose’un özellikle Heat
serisinde maruz kaldığı iyi savunma neticesinde kullandığı aşırı zor şutlardan
kaynaklanmakta. Zira Bulls’un kazandığı maçlarda Rose’un yaklaşık 10 isabet
bulmuş olduğu görülüyor.
Bulls’un Rose’un iyi hücumuna ne kadar ihtiyaç duyduğunu
gösterir bir başka veri ise Rose’un şut yüzdeleri: NSG: %46,68 NSY: %40,55,
POG: %44,61, POY: %34,08. Rose’un isabet oranı özellikle play-off’larda
kaybedilen maçlarda ciddi oranda düşmekte. Yüzdelere 3 sayılık atışları
dışarıda bırakarak baktığımızda ise şut yüzdesi NSG: %49,7, NSY: %44,24, POG:
%51,70, POY: %38,90 olarak gerçekleşmiş. Uzun mesafe atışlarını çıkardığımızda
dahi Rose’un gerçek gücü olan iç saha isabetlerinde yüzde olarak da kazanılan
maçlarla kaybedilen maçlar arasında ciddi fark olduğu ortada.
Rose’un agresif oyununun bir göstergesi olabilecek bir başka
veri de serbest atış çizgisine gelme sayısı. Agresifçe potaya saldırdıkça, faul
alarak çizgiye gelen Rose’un serbest atış deneme ortalamaları: NSG: 8,07, NSY:
4,29, POG: 10,33, POY: 5,86 olarak gerçekleşmiş. Bulls kazanırken Rose 8-10 FTA
bandında gezerken, kaybettiği maçlarda bu sayı 4-6 denemede kalmış. Bulls’un başarısı için Rose’un kendisinin de
sıklıkla dile getirdiği gibi bolca çizgiye gelmesi, bunun için de potaya gitmesi gerekiyor.
Genel tabloya baktığımızda Rose’un kazanılan maçlarda
söylendiği gibi daha az şut kullanarak takım arkadaşlarını oyuna sokmaya
çalışmadığını, daha yüzdeli şut attığını ve daha çok çizgiye geldiğini ve
takımına daha çok sayı kazandırdığını görüyoruz. Gerçekten de Rose ne kadar
aktif olursa savunmanın üzerinde o kadar baskı kuruyor. Pota altına
penetreleriyle hem çizgiye gelerek kolay sayılar kazandırıyor, hem de rakip
uzunları faul problemine sokuyor. Aynı zamanda o penetreler git gide rakip
savunmaların daha fazla kapanmalarına neden oluyor ve bu da Rose’un takım
arkadaşlarına daha rahat şut imkanı sağlıyor. Deng, Brewer, Korver hepsi topu
yere vurmadan, catch and shoot tipi oyuncular olduğu için Rose’un penetreleri
sonrası çıkardığı paslar yüzdeli şutlar haline gelirken, aksine Rose’un
dışarıdan attığı paslar top iyi dolaşmadığı müddetçe düşük yüzdeli şutlar
olarak gidiyor potaya. Derrick potaya gittiğinde arkasına taktığı uzunların
bıraktığı boş alanları dolduran Bulls uzunları top girmese bile hücum
ribaundlarını topluyor ve bitiriyor. Bu belki asist olarak yazılmıyor ama asist
kadar değerli olduğunu söylemek mümkün. İkinci şans sayıları Bulls’un başarısının önemli bir parçası
ve bu konuda Rose’un penetrelerinin payı da büyük.
Rose ile maça henüz başında
iyi başlayan takım psikolojik üstünlüğü ele geçirdiğinde daha iyi savunma
yaparken hücumlar da daha verimli hale geliyor. Özellikle yan parçaların güven
konusunda inişli çıkışlı halleri göz önüne alındığında Rose’un ipleri elinde
tutmasının sayılarla ölçülemeyen faydaları da daha rahat anlaşılabilir. Ayrıca
takımda Brewer ve Deng gibi iki önemli off the ball oyuncusu varken Rose’un
agresif oyunu onların özellikle dip çizgiden yaptığı cut’ları daha etkili hale
getiriyor. Uzunları da iyi pasör olan takımın bu avantajı sahaya yansıtabilmek için savunmada rotasyonun bozulmasına ihtiyacı var ve bu işi yapabilmek için Rose'un penetrelerinden daha iyi bir silahı yok takımın.
Söylemin aksine Bulls’un başarısı için Rose’un daha az şut
kullanarak değil, agresif bir şekilde potaya saldırarak ve daha kaliteli şutlar
kullanarak takımını başarıya ulaştıracağı ortada. Bu sezonun ilk iki maçında daha
çok geri planda durarak arkadaşlarını oynatmak istedi Rose ancak Bulls Lakers’ı
zorla yenerken Golden State’e ise yenilince, Kings maçı öncesi bunun işe
yaramadığını anladığını ve bundan vazgeçeceğini söyledi. Zira doğru kararı
verdiği ortada. Rose yapısı itibari ile ve aynı zamanda yanındaki diğer
oyuncuların da yapısı itibari ile geri planda kalarak değil, aksine aktif
olarak, savunmanın dengesini bozarak, savunmayı meşgul ederek arkadaşlarını
daha fazla oyuna sokan bir oyuncu. Heat serisinde toptan çok çabuk vazgeçtiği
için onu eleştirmemin temel sebebi de buydu. Rose ne kadar baskılı savunma görse
de, ne kadar ikili sıkıştırmaya maruz kalsa da rakip savunmaları toptan
kolaylıkla vazgeçerek ödüllendirecektir. Bu sezon bunun daha çok farkında
olduğu bir gerçek ancak ne kadar uygulayabileceği ancak o günler geldiği zaman
görebileceğiz.
Etiketler:
Basketbol,
Chicago Bulls,
Derrick Rose,
Kyle Korver,
Luol Deng,
NBA,
Ronnie Brewer
26 Aralık 2011 Pazartesi
Buzzer Beater Block
22-34-12-20. Bulls'un noel gecesi Lakers karşısında oynadığı açılış maçında çeyrek başına bulduğu skorlar. İlk devrede bulduğu 56 sayı ne kadar umut verici idiyse, ikinci yarı boyunca bulunan 32 sayı da o kadar endişe vericiydi. Bulls eksik ve yenilenen Lakers karşısında bölüm bölüm farklı performans sergilediği maçı, bir kez daha savunması sayesinde kazandı. Bir çok takım için buzzer beater ile maç kazanmak normal sayılabilecekken, Bulls için buzzer beater bir blok ve yukarıda gördüğümüz resim normal sayılmalı.
Doğrusunu söylemek gerekise Bulls'un bu maçı rahat kazanmasını bekliyordum. Lakers çalkantılı yaz döneminden güç kaybederek çıktı ve Bynum'un cezası nedeniyle sahada olmayacağı bir maçta Bulls pota altının çok üstün geleceğini öngörüyordum. Kötü hücum etse bile Bulls, alacağı hücum ribaundları sonrası bulacağı ikinci şans sayılarıyla skor yapmakta çok sıkıntı çekmez gibiydi görüntü. Üstelik iki takım arasında bench farkı da vardı ve Kobe ne kadar sakattı bilinmez ama %100'ünde olmayacağı aşikardı. Ancak maç genelinde tablo farklı oldu. Lakers pota altı ligin belki de en iyi uzun rotasyonuna sahip Bulls uzunlarıyla beklediğimden iyi başa çıktı. Ribaundlarda 42-41 Lakers üstünlüğünün yanı sıra, kenar sayılarında da 29-13 Lakers önde tamamladı maçı. Kobe sakatlığı nedeniyle zaman zaman topa hakim olmakta güçlük çekse de (8 top kaybı) şut atarken pek rahatsız görünmüyordu ve maçı da 28 sayıyla noktaladı.
Maç boyunca pota altında Gasol ve McRoberts beklentilerimin üzerinde bir sertlik gösterdiler. Koç Brown Boozer'ın üzerine Gasol'u vererek, Gasol'un uzun kollarının avantajını kullanmak istedi. Boozer nispeten iyi bir maç çıkarsa da Noah hücumda oldukça kötüydü ve 12 şutunda sadece 3 isabet bularak 6 sayıda kaldı. Geçtiğimiz sezon Bulls özellikle üçüncü çeyreklerde savunma dozajını artırıyor ve başabaş giden maçları bu çeyrekte kopartıyordu. Geriden geldiği maçlarda ise bir çok geri dönüşü üçüncü çeyrekte gerçekleştirmişti. Ancak dün gece çok farklı bir tablo vardı. Bulls üst üste şutlarında isabet bulamazken potaya gitme konusunda da bir hayli cimri davrandılar Orta mesafe şutlarla zaten kötü şutör olan takım isabet bulamayınca hücumlar ciddi krize girdi. Bulls'un ayrıca maç boyunca yaptığı çok basit top kayıpları bu çeyrekte hızlı hücum olarak potasına dönmeye başlayınca ilk yarıda elde edilen avantaj kaybedildi.
Lakers bir ara farkı 11 sayıya kadar çıkardı ancak Bulls'un geri gelmek için istediği şansı Gasol'un ve McRoberts'ın üst üste kaçırdığı serbest atışlar verdi. Maç sonunda Thibs'in Kobe'ye faul yapmadan önce ikili sıkıştırma getirme fikri 1 sayı gerideyken Bulls'a bir hücum şansı kazandırdı. Rose, Deng'in stepsin kıyısından döndüğü (belki de dönemediği) pozisyonda aldığı pasla top soluna sürdü. Karşısındaki Fisher'ı crossover ile geçti ve sağından ortaya sürdüğü topu imza şutlarından bir floater ile Gasol'ün üzerinden çembere gönderdi. Lakers'ın Kobe ile son bir şansı daha vardı ancak Kobe topu pota altında sürmeyi tercih edince üç Bulls'lu arasında kaldı ve o kalabalıktan Deng'in topu bloklamasıyla maçı Chicago kazanmış oldu.
Ne kadar eksik de olsa, değişmiş de olsa Lakers'ı kendi sahasında, dünyanın gözlerinin üzerinizde olduğu bir maçta yenmek güzel ve önemli. Ancak Bulls'un bu maçta bazı konularda kafalarda ciddi soru işaretleri bıraktığına göz ardı etmemek lazım. Top kayıpları geçen sene olduğu gibi bu sene de bir sorun olarak ortada duruyor. Hücumda zaten sıkıntı yaşayan takım bir de basit top kayıpları yapınca hem yaptığı hücum sayısı azalıyor, hem de o top kayıpları kolay basketler olarak potaya dönüyor. Her ne kadar sayı olarak 14 kabul edilebilir gibi görünse de dün gece maçı izleyenler en az 5-6 top kaybının hiç bir savunma baskısı olmadığı pozisyonlarda, kötü paslar nedeniyle ve hatta Bulls hızlı hücuma çıkarken geldiğini görmüşlerdi. Yeni transfer Rip Hamilton faul problemi nedeniyle çok fazla süre alamadığı maçı sadece 6 sayıyla tamamladı ancak gelişinin yarattığı asıl sıkıntı rotasyonun kayması oldu. Kobe'nin sahada olması Brewer'ın dakikalarını mutlaka artırmıştır ancak Korver'ın sadece 10 dakika sahada kalması ve hücumda en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda sahada Brewer'ın olması Bulls'un sezon içerisinde çözmesi gereken önemli bir problem. Hamilton'ın faul problemi ve Kobe'yi savunma önceliği bunda etkili olmuş olabilir ancak özellikle sahadaki 5'li kombinasyonları ufak dengelerle büyük sonuçlara neden olma özelliğine sahip olabiliyor. Bulls'un ayrıca kötü şut attığı anlarda mutlaka potaya gitmesi şart. Rose dün üç sayı çizgisinin gerisinden 4 isabet bulsa da potaya gitme konusunda geçen sezona göre biraz daha çekimser olduğunu, topu dağıtma konusunda daha istekli olduğunu görmek mümkün.
Lakers'lıların dün kaybedilen maça üzülmemeleri mümkün değil ancak özellikle genç oyuncuların performansından bir hayli memnun kaldıklarını tahmin ediyorum. McRoberts Odom'un sunduklarını sunabilecek bir oyuncu değil ancak atletizmi ve enerjisi ile daha farklı şeyler sunabiliyor. Bynum'un iyileşmesi sonrası kenardan gelecektir ve 4 numarada Lakers'a önemli bir enerji katacaktır. Steve Blake dün kenardan gelip 12 sayı buldu ve Fisher'ın bir hayli formsuz olacağı başlangıç bölümünde onun katkısı Lakers için çok önemli. Özellikle 3 sayının gerisinden istikrarlı bir şekilde isabet bulabilirse Kobe'ye de alan açma konusunda yardımcı olabilir. Meta World Peace'in en az 10 kilo fazlasıyla hareket dahi ederken zorlandığı Lakers kadrosunda çaylak yılından yeni çıkan Ebanks üç numarada ilk 5'teydi ve L.A. dün sadece 9 kişiyle sahadaydı. Üstelik çaylak Goudelock sadece 12:36 dakika süre aldı. Kadrosu artık yaşlanan Lakers için yoğun maç takvimi büyük sıkıntı yaratabilecek bir tehlike olarak duruyor. Her ne kadar rotasyon genişleyecek olsa da Lakers'ın yedeklerini çok uzun sürelerle sahada tutma lüksü yok. Ayrıca Brown'ın yedeklerle ilk 5'i harmanlayarak sahaya yayması şart. Lakers kenarı tümüyle sahada kaldığında birbirini tanımayan ve aslında çok da iyi tamamlamayan bir 5 oluşturuyorlar.
Aylar süren lokavt sonrası basketbola kavuşmak eşsiz bir keyif. Ve artık bu keyif katlanarak devam edecek. Bulls sezona iyi bir başlangıç yaptı ve keyfimiz gibi performansının da katlanarak devam etmesini umuyorum.
Etiketler:
Basketbol,
Carlos Boozer,
Chicago Bulls,
Derrick Rose,
Kobe Bryant,
L.A. Lakers,
Luol Deng,
NBA,
Pau Gasol,
Richard Hamilton
25 Aralık 2011 Pazar
Sourhoops Yayında!
Sözlükten aldığım bir mesajla başlayan serüven dün gece geç saatlerde meyvesini verdi ve NBA portalı Sourhoops.com açıldı. Türkiye'de NBA seven ve izleyen oldukça geniş bir kitle olmasına rağmen Türkçe içerikli portal sayısı bir hayli az. Üstelik var olanların çoğunda yorumdan çok haber yazıları mevcut. Sourhoops bu ihtiyaçtan doğmuş bir site. Fikir babası Can Yılmaz'ın sözlükte NBA yorumlarını okuduğunu yazarları bir araya getirme fikri ile ortaya çıktı. Sitenin henüz eksiği çok. Zamanla eksikleri giderilecek, daha da geliştirilecektir. Ben de sitede Takım Raporları bölümünde Chicago Bulls'un yazılarını yazıyor olacağım. Sitede Ekşi Sözlük'ten tanıdığınız bir çok yazarın yanısıra NBA TV spikeri ve yorumcusu Orkun Çolakoğlu da Lakers yazıları ile yer almakta. İlerleyen günlerde Kaan Kural da siteye katkıda bulunuyor olacak.
Başlangıçta siteyle blogun bir arada yürümesinin zor olacağını düşünüyordum. Bazı şeyleri tekrar etme zorunluluğu olacaktır ve konu Bulls iken tek bir yere konsantre olmanın daha iyi bir fikir olacağı kanısındaydım. Ancak blogdaki özgürlüğüm ve sınırsızlığımın verdiği imkanı başka bir yerde bulmam mümkün değil. Sourhoops yazılarını güncel tutacağım gibi bloga da yazmaya devam edeceğim. Belki biraz Bulls dışına çıkıp diğer takımlarla ilgili değerlendirmelerime Bogasketbol.com'da yer verebilirim.
Umarım uzun soluklu bir site olur. Herkese hayırlı olmasını dilerim. Keyifli okumalar...
Etiketler:
Basketbol,
Chicago Bulls,
NBA,
Sourhoops
14 Aralık 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



