Navbarı Gizle / Navbarı Göster

Ana Menü

4 Kasım 2010 Perşembe

Euroleague İddaa Tahminlerim (04.11.2010)



741 Cholet - Lietuvos Rytas (TS : 142.5 )                          Üstü : 1.7 (KAYBETTİ) 


 742 Virtus Roma - Real Madrid (TS : 142.5 )                   Altı : 1.7 (KAZANDI) 


 744 Olympija Ljubliana - Panathinaikos (TS : 148.5 )     Altı : 1.7 (KAZANDI) 


 745 Partizan - Maccabi Tel Aviv (TS : 152.5 )                  Altı : 1.7 (KAZANDI)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Efes Pilsen:82 - Armani Jeans Milano:74


Efes Pilsen adına bu maçın bu skorla bitmesi iyi bir sonuç gibi görünse de maçı izleyen herkes sonuçtan çok memnun olmamıştır. Maç içerisinde performansı çok dalgalanan Efes Pilsen, 15'ler bitirmesi gereken maçı sadece 8 sayı farkla kazanmayı başardı. Bunda en büyük etken ise takımın dümeninde olan Kerem Tunçeri'nin maç konsantrasyonunun çok düşük olmasıydı.

Kerem, Efes Pilsen için diğer tüm oyunculardan çok daha önemli bir oyuncu. Sadece rakamsal olarak kattıkları ile ölçülemez onun bu takım için değeri. Kerem Tunçeri takımın beyni, basketbol zekası, dümenin başındaki kaptan. O sahadayken Efes özellikle hücumda çok daha akıllı hücum ediyor ve takım oyununu sahaya yansıtıyor. Kerem'in kenarda olduğu dakikalarda ise takım hızlıca dağılabiliyor. Takımdaki bir çok oyuncu yapı olarak buna müsait. Özellikle Rakocevic'i zaman zaman dizginlemesi gereken birine çok ihtiyaç duyulabiliyor. Rakocevic iyi gününde gerçekten çok etkili bir skorer ama zaman zaman takım oyununu dinamitleyen, diğer oyuncuları oyuna küstüren bir oyun oynamaya da çok yatkın. İşte Kerem'in Efes için önemi böyle zamanlarda ortaya çıkıyor. O hem diğer oyuncuların takımı rayından çıkarmasına izin vermiyor, hem de topu çok doğru bir şekilde paylaştırarak herkesin oyunun içinde kalmasını sağlayabiliyor.

Bu akşam ilk çeyrekten sonra Kerem'in oyun konstantrasyonu bir hayli düştü. Sadece David Hawkings'in sayıları ve onun üzerine çektiği savunma ile boş kalan oyuncuların şutları ile ayakta kalabilen Milano ekibine karşı Efes'in rakibi öldürücü hamleyi yapamamasının en büyük sebebi de buydu. Wisnievski çok sıradan bir oyuncu. Kerem oyundan çıktığı zamanlarda ya da onun etkili olmadığı anlarda takımı sırtlayacak, Kerem'i aratmayacak bir performans ortaya koyması mümkün değil. Birinci oyuncu ile back-up'ı arasında bu kadar fark olması bu seviye büyük sıkıntı yaratacak bir etken. Ender'in de olmadığı bir günde bu kocaman bir defo haline gelebiliyor. Bu kadar kaliteli skorerlerin bir arada olduğu bir takımın mutlaka bir ikinci dizginleyici oyuncuya ihtiyacı var.

Bu akşam önemli bir galibiyet aldı Efes Pilsen. Dilerim 8 sayılık farkı deplasmanda arar hale gelmeyiz. Çünkü konstantre bir Efes Pilsen, bu Milano takımını deplasmanda da yenebilecek kaliteye sahip.

Euroleague İddaa Tahminlerim


 716  Efes Pilsen - Olimpia Milano (7.5h)            1 : 1.7 (KAZANDI)

 720  Zalgiris - Prokom Gdynia (TS : 152.5 )      Üst : 1.7 (KAYBETTİ)

 722  Valencia (2.5h) - Cska Moskova               1 : 1.7 (KAZANDI)

 723  Siena - Cibona (16.5h)                              1 : 1.7 (KAZANDI)

31 Ekim 2010 Pazar

Mersin 71 - Erdemir 79


Kazanması gereken bir maçı daha kaybetti Mersin. Erdemir Hakan Demirel, James Thomas ve Antwain Barbour üçlüsünü çıkarırsanız ikinci ligde dahi zor tutunur. Takımın tüm yükünü bu üçlü sırtlıyor. Hatta dünkü maç için konuşmak gerekirse biraz Hakan, yarım Thomas ve "verin atayım" Barbour ile maçı kazanmayı başardılar.

Mersin her ne kadar Erdemir'e oranla çok daha geniş ve iyi kadroya sahip olsa da Mete Babaoğlu oyuncularından verim almayı başaracak sistemi sahaya yansıtamıyor. Christmas ve Girer ikilisi ayrıca bir paragraf açacağım Barbour'un yarısı kadar etkili olamadılar. Ancak takım asıl darbeyi vuran hep Mete Babaoğlu oldu. Alan savunmasındaki anlamsız ısrarı, Reese'i tam reaksiyon gösterip Mersin'i maça ortak etmişken kenara alması, son dakikalarda ise takımın tüm dümenini artık koşmaya mecali kalmamış Hakan Köseoğlu'na teslim etmiş olması ve daha sayılabilecek bir çok hata ile Mete Babaoğlu takımını adeta ateşe atarken, Erdemir koçu Ahmet Çakı takımına çok yerinde müdehalelerde bulunarak oldukça kısıtlı kadrosu ile bir deplasman galibiyeti çıkarmayı başardı. Özellikle Mersin'in alan savunmasına karşı Erdemir, pota altında James Thomas'ı da pas trafiğine dahil ederek Mersin savunmasının dengesini çok iyi bozu ve Hakan ile bulduğu iki üçlükle Mersin'in tam maça ortak olduğu dakikalarda direnci kırmayı başardı. Barbour'u bir türlü adam adama savunamayan Mersin alan savunmasında ısrar ederken gelen bu sayılar Mete Babaoğlu'nu da çaresizce tekrar adam adama savunmaya dönemeye itti ve Barbour kaldığı yerden atmaya devam ederek Erdemir galibiyetini getirmiş oldu.

Maçı 35 sayı 6 rebound 3 asist ile tamamlayan Barbour gecenin ve muhtemelen de haftanın yıldızı oldu diyebilirim. Fakat attığı 35 sayı bir yana, en etkileyici olan neredeyse kusursuza yakın oynamasıydı. İki takımın da çok kötü üçlük attığı (Mersin %20, Erdemir %21) bir maçta oyunun tamamen pota altına yığılmasına rağmen hem içeri penetreleri, hem hızlı hücum sayıları, hem de orta mesafe şutları ile Mersin savunmasını adeta tek başına yıktı. Maça hücumda çok kötü başlayan takımı adına hemen sorumluluğu üstlendi ve takımının geriye düşerek oyundan kopmasını engelledi. Atletizminin yanında çabuk ayakları sayesinde kolaylıkla içeri süzülüyor ve topu uzunlardan kolaylıkla kaçırarak sayıyı bulabiliyor. Gerçekten mükemmel bir bitirici. Dış şutunu istikrarlı bir tehdit haline getirirse çok daha üst düzey takımlarda rahatlıkla oynayabilir. 

Mersin için bundan sonrası çok daha zorlu olacak. Kazanılabilecek üç maç kaybetti takım ve daha da önemlisi takımdaki dağınıklık. Yerli kalitesi zaten istenilen düzeyde değil ancak daha önemlisi dün yabancılarından da istediği verimi alamadı Mersin. Koç Mete Babaoğlu'nun takıma tam hakim olamaması ve doğru hamleleri yapamaması kadar, Christmas ve Grier ikilisinden de beklediği katkıyı görememesi takımın maçı kaybetmesinde etkili oldu. Özellikle Christmas atletik bir oyuncu ve ısınmalarda çok iyi şut attığını da gördüm. Olin maçında attığı 20 sayı sonrası Antalya maçında çok kötü şut atarak 10 sayıda kalmış ve maçın kaybedilmesinde önemli rol oynamıştı. Dün de bilinçsizce yaptığı penetreler ve el üzerinden attığı şutlarla sorumsuzca top kullanan bir oyuncu görünümündeydi. Düşük oyun zekası nedeni ile Avrupa basketboluna uyum sağlaması zaman alacaktır. İyi attığı günlerde takımını taşıyabilir ancak istikrarlı bir oyun beklemek için çok erken. Grier ise çok daha akıllı ve soğukkanlı bir oyuncu ancak yapabilecekleri kısıtlı. Oldukça kötü bir şut stili var ve boş kaldığı orta mesafeleri kullanamıyor. Bir kaç defa hücum elinde patladığında ise çok kötü şutlar kullanmak zorunda kaldı. Bu kadar kötü bir şut stili ile kendi şutunu yaratması zaten imkansız. Özellikle dünkü gibi pota altında kalabalıklaşan maçlarda ise içeri penetreleri bitirmekte sıkıntı yaşaması muhtemel. Dün maçın Mersin adına tek olumlu ismi belki de Andrej Stimac oldu. Çok gösterişsiz bir oyun sergilemesine rağmen takımın en aklı başında oynayan oyuncularındandı. Adapte oldukça çok daha iyi bir oyun sergileyeceğine eminim.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Mersin Bşb ve İddaa Tahminlerim


Erdemir maçı için bugün Edip Burhan Spor Salonu'nda olacağım. İlk iki maçını kaybeden iki takımın mücadelesinde Mersin daha önde görünüyor. Maçla ilgili notlarımı paylaşacağım. Bugün için iddaa programından bir kaç tahminde bulundum. Aklınıza yatanları seçerek kuponlarınıza koyabilirsiniz.


761 Galatasaray - Tofaş          2     - 1.7
767 Efes Pilsen - Karşıyaka    Alt  - 1.7
769 Mersin Bşb - Erdemir      1/1 - 2.25

775 Vichy - Cholet                    2     - 1.7
779 Le Havre - Toulon             1     - 1.7