Navbarı Gizle / Navbarı Göster

Ana Menü

8 Aralık 2010 Çarşamba

Oklahoma City Thunder: 90 - Chicago Bulls: 99



Maçı izlemeyemediğim için yorum yapamayacağım. Geniş bir özeti izleme fırsatım oldu. Maçın tamamını izleyemediğim için çok üzüldüm çünkü özetten de anlaşıldığı üzere Bulls adına çok keyifli bir maç olmuş. Boozer'ın adaptasyonu konusunda koç Thibs haklı çıkmışa benziyor. Bu gece ise "must win" bir Cleveland maçı var.  

5 Aralık 2010 Pazar

Houston Rockets: 116 - Chicago Bulls: 119



Önce gecenin olayı ile başlayalım. Derrick Rose maçı uzatmaya götürmek için 3'lüğe ihtiyacı olan takımına bu muhteşem şut ile hayat verdi. Gecenin özeti ise şöyle:



Orlando ve Boston yenilgilerinden sonra Houston karşısına çıkan Bulls rahat götürdüğü maçı son çeyrekte önce krize soktu, ardından Derrick Rose'un hayat öpücüğü ile uzatmaya götürdüğü maçı kazanmayı başardı. Carlos Boozer Bulls forması altında en iyi performansını ortaya koyarken gecenin yıldızı ise hiç şüphesiz süperstar Derrick Rose oldu. Rose maçı 30 sayı 11 asist 7 rebound ve 5 top çalma ile tamamlarken toplamda da 4 üç sayı isabeti bulmayı başardı.

Üçüncü çeyreğin ortalarına kadar maçı rahat götüren Bulls'da Boozer üzerindeki tutukluğu oldukça atmış görünüyordu. Hücumda özellikle ikinci şans sayıları ile oyunu açmayı başaran Chicago üçüncü çeyreğin ortasından itibaren Houston hücumlarını durdukmakta sıkıntı yaşamaya başladı. Kyle Lowry'nin son çeyreğin son saniyesinde attığı üçlük ile farkın iki sayıya kadar düşmesinde Bulls'un yaptığı top kayıplarının da etkisi büyük oldu.

Son çeyrekte özellikle eski bir Bull olan Brad Miller'ın ve Kyle Lowry'nin etkili oyunları ile oyuna tututan Rockets maçın sonunda hücumları iyi oynayarak 4 sayı öne geçmeyi de başardı. Brad Miller'ın kendine yapılan bir faul sonrası serbest atışlardan birini kaçırması ile Bulls'a bir şans doğdu. Derrick Rose mola hakkı kalmayan takımda pota altından getirdiği topu ilk başta istediği gibi oynayamasa da Noah'la yaptıkları hızlı bir al ver sonrası baskı altında çok zor bir üç sayı şutunda isabet bularak maçı uzatmaya götürmeyi başardı. Son şut öncesi iki hücumda pota altında sayı bulmayan başaran Carlos Boozer'ın da hakkını vermek gerek. Uzatma bölümünde Rose çok kritik bir üçlük buldu, bir pozisyonda ise 5 faulle oynayan Scola'nın üzerine giderek turnikeyi bıraktı ve Bulls kaybettiği iki maç sonrası kendi evinde kazanmayı başardı.

Bulls forması altında üçüncü maçına çıkan Carlos Boozer geceyi 25 sayı 9 rebound ile tamamlarken, Deng 15 sayı 4 rebound, Noah 13 sayı 12 rebound, Gibson ise 8 sayı 7 rebound ile maçı tamamladı. Ömer yalnızca 4 buçuk dakika süre aldığı maçta 2 sayı 1 rebound yaparken attığı 2 sayının ise bir jump-shot'tan gelmesi sonrası Bulls bench'inin yaşadığı sevinç görülmeye değerdi.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Chicago Bulls: 92 - Boston Celtics: 104



Orlando karşısında alınan yenilgiden sonra ligin en iyi takımlarından biri karşısında çıkan Bulls sahadan yine yenilgi ile ayrıldı.

Bu sezon adet olduğu üzere maça hem hücumda hem savunmada oldukça tutuk başlayan Bulls ilk çeyreği 31-19 geride kapattı. İkinci çeyrekte Boston maça başlayan oyuncularını dinlendirirken Bulls, Boozer'ı kenara alarak savunma sertliğini arttırdı ve maça tekrar ortak oldu. Orlando karşısında ilk kez Bulls forması giyen Boozer hücumda daha etkin gözükse de takımın oyunun her iki yanında da ritmini biraz bozmuşa benziyor. Nitekim Celtics 5 oyuncularını yeniden sahaya sürerek dengeyi bir kez daha kendi lehine çevirdiği maçta Bulls'un geri gelmesine izin vermedi ve maçı kazanmayı başardı. Bulls'un takım olarak 18 asist yaptığı maçta Rondo tek başına 19 asist yaparak galibiyetin mimarı oldu.

Maça dair aktarılabilecek daha bir çok rakam var ancak dikkat çekmek istediğim başka noktalar var. Boozer'ın dönüşü ile birlikte bu hafta arka arkaya doğunun en iyi takımlarından ikisi ile oynamak zorunda kalan Bulls'da koç Thibs bu süreci olabildiğince hızlı atlatmanın gayretinde. Özellikle takım savunması anlamında iki maçtır ciddi bir düşüş söz konusu. Ancak rakiplerin de hakkını yememek gerekiyor. Orlando bu sene takım savunmasını geliştiren takımlardan. Boston ise kimilerine göre şampiyonluk adayı bir takım. En önemlisi bu sene Rondo'nun da katılımı ile 4 All-Star ile sahada oldukları zaman savunulması çok zor bir takım haline geliyorlar. Henüz Boozer'ın tam olarak takıma adaptasyonu gerçekleşmeden bu iki maçın belirleyici olduğunu söylemek zor ancak deplasman turundaki sert ve inatçı oyunun iki maçtır sahada olmadığı da bir gerçek.

Bulls'un dış şut problemi bugün bir kez daha kendini göstedi. Luol Deng'in 4'de 3 üçlük isabeti ile oynaması dışında yanlızca 2 üç sayı isabeti bulabilen takım bir çok orta mesafe şutundan faydalanamadı. Bu anlamda Korver'ın ne kadar kritik bir rol oynadığından daha önce de bahsetmiştim. Korver oyundayken oynanan, pota altında yapılan perdelemelerden çıkıp, dip kenarlarda guard'ları topla buluşturan set Korver'a istediği pozisyonları yaratamıyor. Özellikle yardım savunmasında iyi olan takımlar buna kolaylıkla çözüm bulabiliyorlar. Nitekim dün gece de Korver 6 şutunda sadece 2 isabet bulabildi ve 4 sayıda kaldı. Celtics'in yanlızca 1 üç sayı isabeti bulduğu maçta Bulls'un özellikle pota altını bir türlü savunamayarak boyalı alanda 56 sayıya izin verirken, Bulls rebound'larda kabus yaşadığı Orlando maçı sonrası 34 rebound aldı, 44 Celtics rebound'ına da izin verdi. Garnett aldığı 17 rebound ile bu alanda en etkili isim oldu.

Sahada iki Türk oyuncunun yer aldığı maçta Semih Erden 7 sayı 4 rebound'lık performans sergilerken, Ömer ise 3 sayı 2 rebound yaptı. Semih zengin Celtics hücumlarının ve Rondo'nun avantajını yaşarken, Ömer yine çabuk ve gereksiz fauller yaptı. Sezon başında gösterdiği enerji seviyesi ne yazık ki gittikçe düşen Ömer'in özellikle savunmada gösterdiği gayreti ve enerjiyi tekrar sahaya yansıtması şart.

2 Aralık 2010 Perşembe

Orlando Magic: 107 - Chicago Bulls: 78



All-Star PF Carlos Boozer'ın ilk kez Bulls forması giydiği maçta Chicago ekibi rebound'larda tüm zamanların en kötü performansını sergileyince United Center'da Orlando Magic'e yenilmekten kurtulamadı.

Maç boyunca toplamda sadece 21 rebound alabilen Bulls ne savunmada, ne de hücumda bir türlü istediklerini yapamayınca bu kez geri gelmeyi başaramadı. 44 rebound ile rakibini ikiye katlayan Orlando'nun aldığı 14 hücum rebound'ı Bulls'un savunma rebound'ı sayısına eşit. Gecenin en ilginç istatistiğine ise Joakim Noah imza attı. Noah erken faul problemine girdiği maçta 25:26 süre almasına rağmen toplamda "0" (evet yanlış okumadınız, sıfır) rebound alabildi. 

Orlando Magic maç boyu hiç hızlı hücum sayısını bulamamasına rağmen maçın başından itibaren doğruları yapmakta ısrar eden taraf oldu. Boozer'ın dönmesi ile Bulls pota altı eski sertliğini kaybetti ve rakibine boyalı alan sayılarında 46-26'yla ezilmekten kurtulamadı. Bu büyük farkı yaratan en önemli oyuncu ise Brandon Bass oldu. Kenardan gelen Bass 29 dakika süre aldığı maçı 17 sayı 5 rebound ile tamamlarken galibiyette önemli rol oynadı. 

Sezon başından beri 3 sayı savunmasında sıkıntı çeken Bulls, Howard'ın etrafına yerleştirdiği şutörlerle NBA'in en iyi 3 sayı atan takımlarından biri olan Magic'in 10 üç sayı isabeti bulmasına da engel olamadı. Carlos Boozer ise gece boyunca hem hücumda, hem de savunmada tutuktu. Şüphesiz zamana ihtiyacı var. Ancak özellikle savunmada, daha da özellikle Lewis gibi esasen bir SF olmasına rağmen 4 numara oynayan bir oyuncuya karşı Gibson'ın nispeten hızlı ayaklarını aradı Bulls. Hücumda bir türlü ritim bulamayan takımda faul problemleri ile birlikte koç Thibs'in sık oyuncu değiştirmesi ve Orlando koçu Van Gundy'nin Bulls'un ritm bulur gibi olduğu her an oyuna müdehale etmesi de Bulls geri dönüşünü engelleyen faktörler arasında oldu. Jameer Nelson'ın çok iyi yönettiği Orlando hücumlarında Bulls savunması önce Carter, sonra Bass ve maç boyu da Lewis, Nelson ve Howard üçlüsüne bir türlü istediği baskıyı kuramayınca yenilgi kaçınılmaz oldu.

Ömer Aşık ise Boozer'ın geri döndüğü maçta Noah'ın erken faul problemine girmesiyle de 9 dakika süre almayı başardı. Boozer'ın dönüşü sonrası rotasyonda Gibson'ın sürelerini kısmak istemediğini belirten koç Thibs zaman zaman 4 numara oynayan Deng'in artık kenarda daha fazla dinlenme şansı bulabileceğini söyleyerek Ömer'in süresinden fazla kısmayacağının sinyalini vermiş oldu. Ömer maç boyunca sayı bulamazken, 3 rebound aldı, 3 de blok yaptı. Özellikle Gortat'la birebir kaldığı bir pozisyonda ona yaptığı blok görülmeye değerdi.

Bu gece Boston deplasmanında bu gecekinden belki de daha zorlu bir maça çıkacak Bulls. Ön alanda NBA'in en zengin takımı olan Boston Celtics maçı öncesi pota altının verdiği alarmı koç Thibs umarım doğru yorumlar. Özellikle maça ilk 5 başlayan Boozer'ın takıma adaptasyonunu biraz daha zamana yaymak daha doğru bir seçenek olabilir.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Boozer'ın Dönüşü



Dün Bulls ile antrenmana çıkan Carlos Boozer durumuna göre bu gece Orlando karşısında ilk kez forma giyebilir. Olasılık düşük olsa da bu hafta olmasa bile gelecek hafta Boozer artık sahada olacak. Onun yokluğunda şu ana kadar beklentilerin üstüne çıkan takım onunla hangi seviyeye gelecek? Boozer takıma ne katabilir, takımdan ne götürebilir? Biraz bu soruları cevaplamaya çalışalım.

Cleveland'dan Utah'a gitmesi büyük olay olmuştu. O dönem takip edenler bilirler. Ancak Utah'da iki kez all-star olacak kadar performans sergilemeyi başararak üretken bir 4 numara olduğunu zaman içinde kanıtladı. Chicago için free agent pazarında öncelik Lebron olsa da, iç dış dengesini kurabilmek adına Boozer'ın alınmasını yanlış bir hareket olarak şu aşamada değerlendirmek imkansız. Sezon başında elini kırıp en az bi 15 maç takımı yanlız bırakacağı belli olunca Bulls o dönene kadar ki zorlu takvimi en az hasarla atlatma hedefindeydi. Takım beklentilerin üstüne çıktı, United Center'a gelen sirk yüzünden çıkmak zorunda kaldığı 7 maçlık deplasman turunu zorlu takımlara karşı alınan 4 maçlık galibiyet serisi ile kapatmayı başardı. Bu hafta Orlando ve Boston gibi doğunun en başarılı iki takımıyla ard arda oynayacak takım. Boozer bu hafta döner mi, dönse bile ne kadar süre alır, ne kadar verimli olur bilinmez ama Bulls için bu iki maç takımın doğudaki yerini görebilmek adına iyi bir gösterge olacaktır. Ancak asıl gösterge Boozer'ın dönüşü sonrası takıma katacakları. 

Şu ana kadar Bulls'un en büyük sıkıntısı hücumda Derrick Rose dışında güvenilir bir hücum silahının olmayışı oldu. Savunma anlamında takım zaten NBA'in en iyi takımlarından biri durumunda ancak bu savunma hücumda karşılığını almazsa sonuca dönüşmesi mümkün olmaz. Luol Deng ligin en iyi 10 SF'lerinden biri durumunda bu sene. Ancak o da kendi şutunu yaratma konusunda sıkıntı yaşayan bir oyuncu. Pota altında Noah post-up oyunu olmadan, turnikeleri ve hücum rebound'ı sonrası ya da aldığı paslarla boş kaldığı pozisyonlarda pota altında bitirerek skor bulabiliyor. Gibson ise orta mesafe şutları ile işi götürmeye çalışıyor. Boozer herşeyden önce bu takım güvenilir bir skorer ve post-up oyunu katacaktır. Günümüz basketbolunda iç dış dengesi en önemli unsur haline geldi ve üst seviyelerdeki tüm takımlar sadece bu dengeye sahip takımlar olabiliyor. Hücumda bu dengeyi kurmak adına Boozer çok önemli bir parça olacaktır.

Rose'un hücumdaki alternatifsizliği Bulls'un savunulmasını da  kolaylaştıran bir unsur. Onun dirve yollarını kapatmak adına rakip savunmalar bir engel duvarı oluşturmayı tercih ediyorlar. Nitekim Deng biraz standardın üzerinde üretim yaptığında, ikinci bir skorer olarak Korver ortaya çıktığında Bulls'u yenmek çok zor bir hale geliyor. Boozer bu aşamada hem Rose'un üzerindeki savunma yükünü rahatlatacaktır. Hem de post-up oyunu ile ona gelen ikili sıkıştırmalarda diğer oyunculara boş şut imkanı sağlayacaktır. Korver'ı bir kenara bırakırsak ligin en az 3 sayı isabeti bulan takımlarından biri Bulls. Boozer'ın dönüşü bu eksiğin kapanması için önemli olabilir. Rose çok güçlü ve çok atletik bir oyuncu. Ancak o da son dakikalarda maç boyunca sergilemek zorunda kaldığı yoğun enerji nedeni ile yıpranmış bir şekilde hücum etmek zorunda kalabiliyor. Boozer'ın hücumda kullanacağı toplar, Rose'un da hücumda biraz daha rahatlamasını, daha az enerji harcayarak özellikle son dakikalara ve hatta uzun vadede play-off'lara daha diri girmesini sağlayacaktır.

20 sayı 10 rebound ortalamaları olan bir oyuncunun takım dönmesi hücum anlamında tabii ki takımı ileriye götürecektir. Peki ya işin savunma tarafı? Koç Thibs ile Bulls'un bir süredir süregelen savunma takımı kimliği tavan yapmış durumda. Yıllarca asistan koçluk yaptıktan sonra Thibs ilk koçluk deneyiminde gayet iyi bir performans sergiliyor. Boozer'ın dönüşüyle birlikte özellikle hücumda zaman zaman çok tıkanan Bulls hücumlarının rahatlayacağı gibi Thibs'in de rahatlayacağı bir gerçek. Ancak işin savunma tarafında işler biraz daha zorlaşacak. Boozer'ın yokluğunda Taj Gibson ilk 5'e yerleşti. Gibson orta mesafe şutları ile bazı maçlarda süpriz skorer olarak çok katkı yaptı, rebound'larda Noah ile birlikte başarısı ile Bulls'un en iyi rebound alan takımlardan biri olmasını sağladı. Henüz ikinci senesi olmasına rağmen oldukça olgun bir oyun sergiledi ve Bulls'un Boozer'ın yokluğunda dahi bu kadar galibiyet alabilmesindeki katkısı büyük. Ancak onun en büyük katkısı işin savunma tarafında oldu. Gibson, Boozer'a göre çok daha iyi savunmacı. Ve savunma kimliği ön planda olan bir takım için bu çok değerli bir özellik. Tıpkı Ömer Aşık'ın NBA'da başka bir çok takımda bulamayacağı süreleri Bulls'un savunma kimliği sayesinde bulabilmesi gibi Gibson'da bu takımda Boozer'ın sürelerinden çalabilir. Burada en büyük zorluk koç Thibs'in olacaktır. Mevcut savunma sertliğini düşürmeden Boozer'ı takıma adapte etmek bu sezon için en büyük görevi olacak gibi gözüküyor. Bir süre sakatlıktan yeni gelmesi nedeni ile süreleri paylaşmaları çok sıkıntı yaratmayacak olsa da play-off'lar söz konusu olduğunda koç Thibs'in tercihleri Bulls başarısı adına çok belirleyici olacaktır.

Son olarak Boozer'ın dönüşünün Ömer'i nasıl etkileyeceğinden bahsedelim. Ömer şu ana kadar 15 maçta ortalama 13.2 dakika süre almayı başardı. Boozer'ın dönüşü ile birlikte uzun rotasyonuna çok önemli süre alması beklenen bir oyuncu daha girecek. Bu mutlaka Ömer'in süresini etkileyecektir. Özellikle yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı Gibson'ın sürelerini fazla kesmek istemeyeceğini düşündüğüm koç Thibs'in deplasman turunun sonlarına doğru hem moralinde, hem de performansında düşüş olduğunu gözlemlediğim Ömer'in sürelerini kısıtlamaktan çekinmeyeceğini düşünüyorum. Süresi kısıtlansa dahi Ömer'in rotasyonun tamamen dışında kalması ise pek olası gözükmüyor. Ömer'in tecrübe kazanması için Kurt Thomas'ı tamamen rotasyon dışında bırakan koç Thibs, Boozer sonrası da Ömer'e verebildiği kadar çok süre vermeye çalışacaktır. Ömer'in bu süreç içerisinde mutlaka hem fizik hem de mentalite olarak hazır durumda olması gerekiyor. Artık daha da azalacak altın değerinde süreler içerisinde verebileceğinin maksimumunu vermeli ve rotasyonda önemli bir parça olduğunu herkese göstermeli.